skip to main |
skip to sidebar
kasap dario
.JPG)
Sabah büyük bir hevesle k
alkıyorum. Yine Jamie Oliver’ın İtalya tavsiyelerinden birini yapıcam. Chianti’de, Panzano diye bir kasabada Dario diye bir kasap var. Hem kasap dükkanı var hem de restoranı. Etleri çok iyi ve dolayısıyla yemekleri de. Sushi del chianti dediği, otlarla marine ettiği bir çiğ et yemeği var. Jamie’nin dediğine göre Pazar sabahları 10’da gidersen bedava tadabiliyorsun. Pazar sabahının o saatinde bir ben yollardayım bir de bisikletliler. Adım başı bir veya birkaç bisikletli Toskana yollarında. Hepsi, aynı motorcu arkadaşları gibi, yarışçı kıyafetlerini çekmiş, yokuşları tereyağdan kıl çeker gibi tırmanıyorlar. Oflama poflama katiyen yok.
Panzano pazarında biraz oyalanıp Dario’nun kasap dükkanına varıyorum. Dario saçını jöleyle şekilli taramış, fularını takmış, önlüğünü giymiş, bu Pazar gününe de tüm enerjisiyle hazır. Sushi için geldim diyorum. Nerelisin diye soruyor sushi’yi hazırlarken. Otlarla marine edilmiş ete limon suyu, kabuğu ve dilimleri ekliyor benimle konuşurken. Sürati ve mükemmelliği inanılmaz. İstanbul diyorum. AAAA İstanbul! Aman da ne kadar severmiş İstanbul’u.. bir anda nerdeyse şeref misafiri oluyorum. Sushi tabağına chopstick’leri de ekleyip bana uzatıyor. Arkamda uzun bir masa hazırlanmış. Küçük ekmek dilimlerine sürülü bazı ezmeler (ki biri domuz yağıymış, Toskana spesyalitesi), şarap, vs. sushi harika. Çok güzel bir müzik çalıyor. Birkaç grup turist giriyor. Kimi kalıp benim gibi keyif yapıyor, kimi biraz bakınıp çıkıyor. Biri gelen ge
çene şarap ikram ediyor. Bardakları hiç boş bırakmıyor. orada çalışan yaşlıca bir adam “chop stick’le yeme, çatalla ye” diyor bana. Yok diyorum, ben böyle iyiyim. Dario böyle verdi bu tabağı bana. Allah Allah! Yaşlı işte. Tutucu. Japon bir bisikletçiyi benim tabağımdan sushi yemeye çalışırken yakalıyorum. Kovalıyorum onu da. Hayret bi şey. Keyfim yerinde. Yediğimden memnunum, içtiğimden memnunum, olduğum yerden memnunum. Yine yaşlı adam çatalla ye diyor. Yok sağol böyle iyiyim. Abarttı artık. Dario et kesiyor, konuşuyor, durmadan etlerin asılı olduğu soğuk odaya girip çıkıyor, muhabbet ediyor, kameralara poz veriyor. İlgiden çok memnun ama ukala değil, aksine sıcak. İnsan gibi insan. Kestiği etler makinadan çıkmış gibi. Hepsi aynı kalınlıkta. İşinde mükemmel bir adam. Böyle insanların yanında çok mutlu oluyorum, galiba heycanlanıyorum. Tam olmak istediğim yerdeyim derken yine yaşlı adam. Bu sefer daha karalı derdini anlatmaya. Meğer diyormuş ki “bu sushi sadece senin değil, herkes tatsın diye., o yüzden chop stick’le yeme, hijyenik değil, çatalla ye.” Allahım rezil oldum. Adamı anladığımda sushinin 4’te 3ünü tek başıma yemiş, yanaşan diğer müşterileri de benim sandığım tabaktan uzaklaştırmıştım. Eh gitme vakti geldi zaten, ben kaçayım. “Teşekkürler Dario, italya’daki en mükemmel saatimi geçirdim burada.” (heyecandan şarabı fazla kaçırdığım için bu tür duygusal cümleler kurma aşamasına gelmiştim) İstanbul İstanbul. Çok sıcak bir vedalaşma ve tekrar Toskana yollarındayım. Ama hem daha keyifliyim hem de virajlara daha bi cesur giriyorum. Çok güzel yollar, da
ğlar ve kasabalardan geçerek şahane bir Chianti turu yapıyorum. Radi diye bir kasabada %100 Sangiovese üzümlerinden yapılma bir şarap alıyorum. Akşamları yemekte içmeye..aslında aynı üreticinin daha pahalı bir şişesini seçiyorum ama satan adam, yollarda olduğumu öğrenince satmıyor o şarabı bana. bu şişeyi açınca 1-2 saat havalandırman lazım içmeden önce, ayrıca 8 saatten fazla dik pozisyonda bekletemezsin, serin bir yerede durması lazım, sen en iyisi 1997'yi değil, 2003'ü al. daha genç bir şarap ama öbürüne yazık etme. vay vay vay..
.JPG)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder