arezzo'yu kısa kesicem. güzel bir şehir. birkaç gün geçirdim, hem gezdim hem de biraz dinlendim. manastırdaki odam şahaneydi. iki gün için bile olsa hostellerdeki "aman kimseyi uyandırmiyim" stresi ve kampinglerdeki sabaha karşı titreyerek uyanma ve en kalın battaniyemi niye getirmedim sorgulaması olmadan iki gece.
birgün parkta futbol oynayan gençleri seyrederken bu köpeği gördüm. manyak gibi top sürüyor. futbol topuna takıntılı. o yüzden sahibi sık sık bağlıyor onu ki telef olmasın futbol topunun peşinde. bu arada italyan gençleri futbolda bizimkilere basar.
floransa yolunda ilk durak, castiglion fibocchi. her zamanki ortaçağ kasabası derken bi de ne göriyim! TAŞA SAPLANAN KILIÇ. çocukluğumda en sevdiğim masal. annem ve babama her gece okutum baydığım, herhangi bir sayfayı, cümleyi, kelimeyi atlamaya kalkarlarsa uykudan ölüyo bile olsam hatalarını düzelttiğim, satırı satırına ezbere bildiğim masal. ne pamuk prenses, ne sindirella; varsa yoksa taşa saplanan kılıç. ve işte orda, kasabanın meydanında duruyor! kilisenin önünde bir kaya, ona saplı kılıç ve önünde pirinçten bir yazı: noli me tangere. ukalalığımı affedin, latince "bana dokunma" demek. bunun dini bir cümle olduğunu tahmin ediyorum çünkü müzelerde bu isimle bir sürü ressamın tablosu var. ama benim için anlamı çok farklı. üniversiteyken, yani insanın kendini çok önemsediği yaşlarda, iki kitap yazmıştım (tabi ki yayınlamaya bile kalkmadım) bunlardan birinin adı noli me tangere'ydi. allahın dağında, bir italyan kasabasında, çocukluğum ve gençliğim bu kadar kolay nasıl buluştu ben de anlamadım?
1 yorum:
önceki hayatında neydin acaba?
Yorum Gönder