16 Temmuz 2010 Cuma

11 yıllık mutlu aşkın en zor günü

sabah gümbet'ten gümüşlük'e geçerken arabadan gelen sesler bir süre sonra kesilince bu konuyu fazla takmamaya karar verdim. gümüşlük'te yapmam gereken çok sıkıcı işleri halletmem hemen hemen bütün günü aldı. tekrar yola çıktığımda hedefim gökova bisiklet turu için muğla'da "birliğime teslim olmak"tı. ama daha 10-15 km gitmiştim ki yalıkavak'ta araba durdu. 11 yıldır ilk kez beni yolda bıraktı. neyse ki sanayi mahallesine 3 km uzaktaydım. karşıma çıkan ilk kişiye sanayide tanıdığı usta var mı diye sordum. tanıdığı ustayı arayıp çağırdı. şanslıydım açıkçası, çünkü saat 7'ye geliyordu. usta hemen gelip arabayı dükkanına kadar gidebilecek formata soktu. difransiyel dağılmıştı. ayna mahruti deyimini ilk kez duyduğum gündür. hala ne olduğunu bilmiyorum ama "onun bile" dağılmış olması kötü bir şeylerin habercisiydi. sabah usta zararın ne kadar ileri olduğunu anlamak üzere defransiyeli açacaktı. beni yalıkavak marina yakınlarında bir pansiyona bıraktı. neye niyet neye kısmet diyerek ve ertesi gün başıma gelecekleri düşünerek uyudum.