Gemi yolculuguyla ilgili heyecan doluydum.. gemide ilk 10 saatimi geçirene kadar! Cidden oyalanacak bir seyler lazim çünkü çesme adli bu gemi, kesinlikle insani oyalamiyor. Beyaz plastik sandalyeleriyle hiç çekici olmayan bir açik hava bari, tozlanmis vitrinlerinde oyun kagitlari ve monopol sergileyen bir duty-free ki içinde neler satildigini anlatmak bile istemiyorum ve talep olmadigi için film gösterilmeyen bir sinema salonu. Ha bir de nuh-u nebi’den kalma bazi oyun makineleri. Ben ucuz olsun diye pulman koltuklardayim. 50 koltuk filan var bu bölümde ama benden baska iki yagiz türk delikanlisi ve bir göbekli kel türk orta-yaslisi. Dolayisiyla hepimiz yerlere serilip yatiyoruz. Kedi ve köpekler yapacak bir sey olmayinca uyurlar ya, ben de onlar gibi sürekli uyuyorum. Kendimi oyalayabilen biriyim ama bir hayal kirikligi yasiyorum. Bu üç günü italya rehberimden (lonely planet) rota çikarmakla geçirecektim. Hatta bu yüzden yola çikmadan önce kitabi fazla karistirmadim, hevesimi gemiye biraktim. Gemi kalktiktan kisa bir süre sonra, çantama elimi atip kitabi bulamayinca büyük bir sok yasadim. Bir gece önce kaldigim pansiyonda birakip çikmisim. Hiç iyi olmadi.
Saatler geçmek bilmezken elif safak’in ask kitabiyla oyalandim. Bir gece sinemayi açtirip tek basima film seyrettim. Bir iki kisiyle muhabbet ettim. Ve en çok da uyudum. Yemek pahaliydi. Mümkün oldugunca az yemeye çalistim. Ögün aralarinda restorandan arakladigim ekmek ve karperi yedim. Ama son gün sansým döndü ve Brian adli motorcu arkadasim beni a la carte restorana davet etti. Biberli bonfile ve kirmizi sarap. Güzel bir veda oldu. 3 günde büyük cimrilikle 30€ harcadim.
Ancona’ya iner inmez kayboldum. Elimde kalacagim hostel’in yolunu adim adim tarif eden bir harita olmasina ragmen kaybolmayi becerdim. Nihayetinde hostel’i buldum fakat motor asiri hararet yapti. Bunu herhangi bir gün degil, ilk gün yapmasina mi bozulayim yoksa cumartesi aksami yapmasina mi bilemedim. Yarin her yer kapali olacak. Koca bir Pazar ne yapacagim acaba?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder