20 Haziran 2010 Pazar

hayat sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir

15 mayıs 2010

Her şeyi yola çıkmadan planlamıştım. İstanbul'dan Muğla'ya İç Ege'den inecektim. Gökova Bisiklet Turunun başlamasına 4 gün vardı. Emektar cipime kamp malzemelerimi ve bisikletimi yükledim. İlk gün hedef, Aydın’da konaklama ve arada Bintepe Tümülüsleri, Sardis antik şehri, Kula ve Güven şelalesini görmekti.

Fakat hiçbiri olmadı.

Zaten daha sabahtan çuvalladım. 8’de ancak gözlerimi açtığım için yola çıkışım planlanandan epey geç oldu. Topçularda feribottan indiğimde saatin 11:30 olduğunu görünce plan meselesinden derhal vazgeçtim. Feribotta bir dergiye bakarken Bursa’daki Cumalıkızık köyünü görmüştüm. Güzel evler vaat ediyordu. Hazır Bursa’dan geçecekken neden olmasın? Bursa’ya bu kadar girmişken rejimi bir günlüğüne unutup İskender yemeliyim. Samanlıdağ’ı aşarak Gemlik üstünden Bursa’ya vardım. Cumalıkızık’ı çok kolay buldum. Arnavut kaldırımı dar sokaklar, güzel evler. Ama köyde yürümeye başladıktan bir süre sonra yağmur başladı. Köy meydanında yaşlı çınarlar altında köylü çeşit çeşit ekmek, salça, taze bakla ve bezelye, reçel, bal, kestane çiçeği, tarhana, erişte satıyordu . Bol meyveleri olduğu, reçellerin çeşitliliğinden belli. Sokak aralarında, avlulu evlerde gözleme ve çay servisi vardı. Köyün kahvesine girmeden hemen önce parmak arası terliğin parmak arası koptu. Tek terlikle kaldım. Terliği foto makinemi yağmurdan korumak için siper yaparak yola devam ettim. Kahve asmalar altında güllerle çevrili harika bir mekan. Bahçenin ortasında mermer bir havuz ve fıskiyesi, çevrede yine güzel evler. Çayı da pek güzeldi. Arabaya dönerken öbür terlik de koptu. Yağmur altında ve çıplak ayakla alışverişimi yaptım.
Erişte ve közlenmiş domates, biber, patlıcan karışımı salça, bir de erik. Eriğin tadı harikaydı. Onu kemirerek kebapçı aramaya başladım. Yarım saat sonra kebabımı yiyordum.

Bursa’dan çıkar çıkmaz yine çok güzel manzaralar vardı. Önce yol bir süre Ulubat gölüne paralel gidiyor, sonra Karacabey. Karacabey soğanıyla ünlü sanırım. Yol kenarları soğan satıcılarıyla dolu. Taze-kuru soğan alıyorum, topraktan yeni çıkmış soğan mı demeli.. Karacabey’de koca bir hara var, içinde bir sürü at. Türk Jokey Klubünün pansiyon harasıymış. Kedi pansiyonu gibi herhalde, sahipleri tatile çıkınca mı bırakılıyorlar oraya acaba? Yol kenarı tatlı tatlı yükselip alçalan tarlalarla dolu. Tepecikler birbirlerinin güneşlerine engel olmuyor ve belli ki çok verimli topraklar. Bazı tepelerin üst kısımlarında çam ormanları var. Görebildiğin diğer tek şey kavaklarla ya da başka ağaçlarla bölünmüş tarlalar. Başaklar büyümüş, yeşil yeşil, bir kısmı tam püsküllenmiş, bazıları o yolda. Taşköy diye bir yerde bir gölün üstünden geçtim. Haritada yok. Sonra bir dağa çıktım. Yine her yerde tarlalar var ama dağın vadileri de işin içinde bu sefer. Vadi diplerinde küçük köyler. Tepelerde yine çam ormanları. Daha iyisi can sağlığı. Tek sorun arada bir yağmur yağması ve havanın genelde bulutlu olması.
Balıkesir’e vardığımda saat 6 filan. Artık Akhisar’da konaklamaya çalışacağım kesin. Nasıl bir yerde kalmalı? Güzel manzaralı, o kesin. Güvenli olursa gayet iyi. Akhisar’a 50 km kala, Saklı Vadi diye bir yol kenarı lokantasından geçtim. Olur mu burası derken epey gittim ama geri dönüp bi bakmaya karar verdim. Lokantanın ön bahçesi gerçekten kanyonumsu bir vadinin tepesinde, uçurumun tam yanında. Karşıda kanyon duvarında zamanında insanlar tarafından kullanılmış birkaç insan yapımı mağara var. Vadinin dibinden dere akıyor, yanımda bir fıstık ağaçı. Çay içip keyif yaptım. Bi de taze dağ çileği suyu. Evet burada kalmalıyım. Hesabı ödemeye gittiğimde yaşlı bir adam gördüm. Buranın sahibi gibi duruyordu. Golden Retriever köpeği ve maymunu Güllü’yle oturuyordu. Köpeği sevip evcil hayvan muhabbeti yaptım adamla, közlenmiş acı biber salçalarından aldım. Sonra burada kalabilir miyim diye sordum. Tabi dedi, burası güvenlidir. Arabaya gidip perdelerimi astım ve yatak odamı hazırladım. Şimdi çok tok olmama rağmen buranın köy yumurtasını sahanda kırılmış şekilde yiyorum. Birazdan da yatarım. Yarın hava güzel olacakmış. Yarın yemek yok. Sadece su.

Hiç yorum yok: